Öldükten 24 saat sonra neler gerçekleşiyor - Güncel Savaş Haritası ve Haberleri

Son Dakika

17 Şubat 2018 Cumartesi

Öldükten 24 saat sonra neler gerçekleşiyor

Bilim insanları, DNA'nın ölümden sonra da aktif olduğunu ortaya koydu. Bazı genlerin 24 saat kadar faal kaldığını gören araştırmacılar, bu bilginin gelecekte adli tıpta kullanılabileceğini dikkat çekti



Genler, ölümden bir süre sonra daha faaliyete devam ediyor. Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırmaya göre; yaşamın anahtarı olan genlerin bilinmeyen bir özelliği gözler önüne serildi. 


NTV'nin haberine göre; araştırma ekibi, ölümün hemen sonrasında aldıkları örneklerde şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar. 


Ölümle birlikte gen faaliyetlerinde bozulma bekleyen araştırmacılar bazı genlerin 24 saat kadar faal kaldığını gördü. 

Bilim insanları, hücrelerin, kişinin ölümüne tepki gösterdiğini belirtiyor. 
DNA kopyalanması sürecinin bir süre daha devam ettiğini belirten araştırmacılar, bu bilginin gelecekte adli tıpta kullanılabileceğini dikkat çekti. Ancak sonuç alınabilmesi için başlangıç aşamasındaki çalışmaların ilerletilmesi gerekiyor.

ÖLÜMÜN NEYE BENZEDİĞİNİ ANLATTILAR!
Ölüme Yakın Deneyim Araştırma Vakfı'nın internet sitesinde ölümden sonra neler olduğunu gördüklerini iddia eden kişilerin deneyimleri paylaşıldı. 
Çeşitli nedenler yüzünden ölümün kıyısından dönen kişiler, ölüm deneyim öykülerini paylaştı. Ölümden sonraki hayat hakkında ortaya inanılması güç iddialar attılar.

İlk hikaye; intihar girişimi sırasında cehennemi gördüğünü iddia eden bir kişiye aitti. İsmi açıklanmayan kişi, o anlarla ilgili şunları söyledi: "Korkunç hissettiğimi hatırlıyorum, çok karanlıktı ve kendimden başka bir şey göremedim. 
Bu yüzden neler olduğunu anlamak zordu. Birtakım varlıklar beni ortalarına doğru çekerken, karanlık ve soğuk olan o yer yumuşak ve ıslak gibi görünüyordu. Bu arada, çevremdeki varlıklar beni koparıyor ve yırtıyordu. Bunu hiç sevmediğimi ve geri dönmek istediğimi düşünüyordum."
Zatüre hastalığının ağırlaşması üzerine ölüm tecrübesi yaşadığını anlatan diğer kişi de Çekya vatandaşı bir kadındı. İsmini yalnızca Hana P. olarak açıklayan kadın, deneyimlerini şu cümlelerle paylaştı: "Dağınık tahta ve kirişlerden oluşan gri bir görüş açım vardı. Sağ üst köşede, beni içeriye davet eden parlak, dairesel bir ışık vardı. Korkuyla, bunun yaşam ve ölüm arasındaki geçiş olduğunu anladım. 'Ben girmek istemiyorum, hayatımda her şeyi denemedim' dedim."

Ölümün yakınında duran bazı kişiler ise parlak bir ışıkla yıkandıklarından dolayı sakin, huzurlu ve sıcak bir duygu hissetiklerini söylediler. 



ÖLÜM 3 AY ÖNCEDEN BAŞLIYOR!

Ölüm genelde insanları korkutur. Sevdiklerinizi bırakıp gitmek, yapmak istediklerinizi tamamlayamamak ya da bilinmeyene doğru bir yolculuk yapmak biraz ürkütücü gelebilir. Peki, ölüm hakkında ne biliyorsunuz? Mesela ölümün aslında anlık olmayıp, üç ay önceden başlayabileceğini biliyor muydunuz? 



Ölüm, her birey için özel, benzersiz, kişisel bir yolculuktur. Birisi ölüme doğru yaklaşır ve bilinen bir dünyadan bilinmeyen bir dünyaya doğru yolculuğu başlar. Bu süreçte kişi ölümü kavrar ve kendi ölümüne inanarak, zihinsel yolda bir keşfe başlar. Bazılarının varış noktasına ulaşması aylar sürebilirken bazılarının yolculuğu ise birkaç gün sürer.




YOLCULUK BAŞLIYOR: ÖLÜME 1 - 3 AY KALA
Birisi ölümün yaklaştığını fark etmeye ve onu kabul etmeye başladığı zaman çevresinden çekilmeye başlar. Dünyadan ve dünyanın içindekilerden ayrılma sürecini başlatır. Arkadaşlarının, komşularının ve hatta aile üyelerinin bile ziyaretini geri çevirebilir. Ziyaretleri kabul ettikleri zaman etkileşimde zorlanabilir ve bundan hoşlanmayabilirler.


Kendi hayatları hakkında düşünüp taşınırlar ve anıları ziyaret edip dururlar. Nasıl bir hayat yaşadıklarını değerlendirebilir ve pişmanlıklarını düşünürler. Ölmek üzere olan kişilerin iştahı azalır, kilo verirler. 

Beden yavaşlamaya başlar ve daha önce olduğu gibi yiyeceklerden enerji almaya gereksinim duymaz.  Bir zamanlar çok keyif aldığı şeyler ona artık cazip gelmez, tek istediği şey uyumaktır… Değişen vücut kimyası hafif bir his üretir. Onlar ne aç ne de susuzdur, yemek yemediklerinde acı çekmezler. Ve bu başladıkları yolculuğun beklenen bir parçasıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder